İş Yerinde Yalnızlık
Yalnızlık, kelime anlamı olarak “uzak olma” anlamına gelmektedir. İnsanlar için yeni ve bilinmedik bir kavram değildir. İlk çağlardan beri, dini, felsefi ve edebi metinlerde sıklıkla ele alınan bir konudur. Bu yönüyle yalnızlık, her kültürden her düzeyde insanın yaşadığı evrensel hayat tecrübelerinden birisidir.
H. Leymann “Batı dünyasının gelişmiş endüstri toplumlarında, mahkemeye verilme riski olmaksızın insanların birbirini öldürebileceği tek savaş alanı iş yeridir” derken iş yerlerinin bu rekabetçi doğasına işaret etmektedir.
Yalnızlık, bir kişinin yalnız olduğunu veya diğer insanlar tarafından dışlandığını ve izole edildiğini algıladığında ortaya çıkan acı verici bir duygudur. Yalnızlık, nicelikten çok ilişkilerimizin ve sosyal etkileşimlerimizin kalitesiyle ilgili olan öznel bir duygudur. 21. yüzyılda yaşanan çok yönlü sosyal, kültürel ve teknolojik değişimlerin insanları giderek daha fazla yalnızlaştırmasından ve yalnızlığın günümüz insanının bireysel ve örgütsel yaşamda karşılaştığı en güncel problemlerinden birisi haline gelmiştir.
2020 yılında yapılan bir araştırma, Amerikalıların %61’inin kendilerini daha yalnız hissettiklerini ve üçte birinden fazlası işteyken bir boşluk veya başkalarından bir kopukluk hissettiklerini bildirdi. 2018 yılının başında İngiltere’de Başbakanlık Ofisi tarafından yapılan açıklamada Yalnızlıktan Sorumlu Bakanlığın kurulduğu açıklanmıştır. Ulusal İstatistik Ofisi verilerine göre, yalnızlığın İngiltere’de 9 milyon kişiyi etkilediği, 75 yaşından büyük olan nüfusun 2 milyona tekabül eden yaklaşık yarısının günlerce bazen haftalarca hiçbir sosyal temas kurmadan yaşadığı belirtiliyor (www.bbc.com, 2018).
İşyeri yalnızlığı ise, bir çalışanın iş arkadaşlarından ve bir organizasyondaki rollerinden izole veya kopuk hissetmesidir. Örgütsel yaşamda yalnızlık, genel anlamdaki yalnızlıktan farklı olarak yalnız iş ortamında etkili olmaktadır. İş yaşamında yalnızlık, duygusal ve sosyal olmak üzere iki alt boyutta ifade edilmektedir. Duygusal yalnızlık niteliksel, sosyal yalnızlık ise niceliksel bir yalnızlığı ifade etmektedir. İşyerinde bulunan çevresel ve durumsal faktörler ile bireyin kişilik özellikleri duygusal yoksunluğun yaşanmasına neden olabilmektedir. İletişimin yoksunluğu, eksikliği veya yetersizliği örgütsel ortamda belirsizliğe neden olmaktadır. Örgütsel yaşamda sosyal ilişkilerin olmaması veya bireyin kendini kabul edecek bir topluluğun içinde yer almaması sosyal yalnızlığı ifade etmektedir.
Covid-19 ile beraber coğrafi kopukluktan kaynaklı yalnızlık da artıyor. İşverenlerin neredeyse üçte biri iş yerlerinde güçlü bir ilişki olmadığını bildirdikleri için, işyeri yalnızlığı işverenler için büyük bir sorun haline gelmektedir.
İş yerinde yalnızlığın sonuçları:
1-Yalnızlık genellikle örgütte bir geri çekilme ile sonuçlanmaktadır.
2-Yalnız insanlar daha az kararlı, işbirlikçi ve özenli olma eğilimindedir.
3-Yalnız çalışanlar, kendilerini ne de daha az üretken ve meşgul hissettiklerini ve stres nedeni ile işe gelmeme olasılıklarının beş kat daha fazla olduğunu bildiriyor.
4-Daha yalnız çalışanlar başkaları ile iletişim kurmak isteseler de, yalnızlık insanların kendilerini izole etmelerine ve başkalarına yabancılaştıracak şekilde davranmalarına neden olabilir.
5-Çalışanlar düşük bir sosyal ilişkiye sahip olduğu zaman kendilerini örgüte daha az ait hissederler.
6-İş yaşamında yalnızlığın iş görenlerin iş tatminleri ve örgütsel bağlılıkları üzerinde de olumsuz yönde birtakım etkileri bulunmaktadır.
7-Örgütsel boyutta yalnızlığın diğer sonuçları; yüksek kaygı, kendini izole etme, maskeleme, endişe, anksiyetinin artması, sabırsızlık, duygusal geri çekilme ve öfke patlaması şeklindedir.
Literatürde örgütsel yalnızlıkta mücadele etme yolları olarak:
1-Çalışanların uzman aracılığıyla duygusal/sosyal yalnızlıklarının fark edilmeleri teşvik edilmiştir.
2-Çalışanlar arası ilişkileri düzeltmeye ve etkileşimi artırmaya yönelik “çatışma çözme becerileri” ve “iletişim becerileri” gibi eğitimler düzenlenmesinin faydalı olacağı belirtilmiştir.
Yalnızlığı tanımak zor olabileceğinden, yöneticilerin çeşitli şekillerde sık sık kontrol yapması önemlidir. İşyerinde yalnızlıkla mücadelede ve çalışanın moralini artırmada yöneticilere düşen görevler ise:
1-Liderler ve yöneticiler kişilerarası ilişkileri yaratma konusunda zaman ayırmalı. İş dışındaki şeyler hakkında konuşmaya çalışın.
2-Yöneticiler, çalışanların kendilerini izole eden davranışlarını gözlemlemeli. İletişimde değişiklikler, soğuk konuşma, çatışmaların artması gibi, iş verimliliğinde değişiklikler, artan devamsızlık, iş birliğinde azalma
3-Çalışanların katılımını teşvik etme: uzaktan çalışma yöntemi kullanılıyorsa, sadece mesajlaşmaya değil, video araçlarını da mümkün olduğunca sık kullanmalıdır.
4-İşbirliğine elverişli bir ortam yaratın: ekibiniz ister ofis ortamında ister uzaktan çalışıyor olsun, departmanlar arası işbirliğini şirketiniz için bir zorunluluk haline getirin.
5-Çalışanlarınızın bireysel becerilerini keşfetmek için zaman ayırın: bir yönetici olarak, her ekip üyesinin benzersiz becerilerini ve güçlü yanlarını öğrenmek ve ardından bunları kuruluşunuzun yararına kullanmak için zaman ayırın.
6-Şefkat kültürü yaratılması çok önemlidir. Liderler, öz şefkatli bir anlayış ve öğrenen bir zihin yapısı benimsediğinde astların hatalarına karşı daha yapıcı geri bildirimlerde bulunur. Böylece çalışanlar iş yerlerinde kendilerini daha az yalnız hissederek, örgüte olan bağlılıkları artar.

