İş Yaşamında Öz Şefkatin Gücü
Şirketlerde dönüşmeye ve değişmeye başlayan insan algısı ile beraber insanı daha iyi anlama ve tanıma önemli hale gelmeye başladı. Bu farkındalıkla beraber, çalışanların iş yapış ve ilişki yönetimi konusunda empati, mutluluk, duygusal dayanıklılık, sevgi, şefkat ve öz şefkat gibi destekleyici iç kaynaklarını kullanma becerileri önem arz etmekte. Endüstri 4.0 ve yaşanılan pandemi süreci ile beraber artan belirsizlik, stres ve karmaşıklık ortamında öz şefkat, en çok ihtiyaç duyulan iç kaynaklardan birisi.
Öz şefkat kavramına yönelik ilk araştırmaları gerçekleştiren üniversite profesörü Kristin Neff öz şefkati; bir takım hatalar, eksilikler, yanlışlar, başarısızlıklar nedeni ile kişinin kendine acımasızca yargılaması yerine, kendine nezaket ve anlayışla yaklaşabilme becerisi olarak tanımlamaktadır. Hoşa gitmeyen deneyimler, beklentilerimizin karşılanmaması ve yüzleşmekte zorluk çektiğimiz duygular insan olmanın en doğal sonuçlarıdır. Öz şefkat böyle durumlarda yalnız olmadığımızı herkesin zaman zaman zorlu durumlarla karşılaştığını gösterir. Böyle durumlar aslında hayatın normal akışında olduğunun hatırlatıcısıdır. Kısaca öz şefkat, insanın kendisini olduğu hali ile kucaklayabilmesidir.
İnsanlar özel yaşamlarında olduğu gibi iş yerinde de bir aksilikle karşılaştığında (verilen hedefleri tutturamama, terfi alamama, iş arkadaşları veya yöneticilerle çatışma yaşama) genellikle iki şekilde tepki vermektedir. Bu aksilikler karşısında ya savunmacı bir tavırla başkalarını suçlar ya da kendilerini eleştiri yağmuruna tutarlar. Bu iki tepkinin de herhangi faydası olmaz. Çünkü savunmacı tavır, sorumluluktan kaçarak başarısızlığın verdiği acıyı azaltabilir. Kendini eleştirmek ve cezalandırmak ise, karamsarlığa yol açarak var olan potansiyelin yanlış değerlendirilmesine neden olur.
Peki böyle durumlarda kendimize bir arkadaşımıza davranacağımız şekilde davransak nasıl olurdu? Daha nazik, anlayışlı ve cesaretlendirici bir tutum sergilerdik. İşte kendimize karşı böyle bir davranış öz şefkat olarak tanımlanıyor. Yüksek seviyede öz şefkate sahip kişiler, ilk olarak kendi başarısızlıkları ve hataları konusunda yargılayıcı değil, hoşgörülüdür. Başarısızlığın tüm insanların yaşadığı bir deneyim olduğunun farkındadır. Örneğin, satış hedefini tutturamayan öz şefkate sahip bir çalışan, sonraki satış için bu hedefi tutturmaya odaklanacaktır. Çünkü kendini suçlamak ve eleştirmenin zaman kaybı olduğunu düşünür.
Öz şefkate sahip bireyler, iş yaşamında yaşadıkları sorunlar, aksaklıklar ve problemler karşısında kendilerini yargılamaktan uzaklaşarak olumsuz duygularla başa çıkmak konusunda daha biliçli bir tavır sergilerler. Yoğun iş temposunun getirmiş olduğu stres ve zihinsel yorgunluğu yönetme konusunda daha başarılı olurlar. Öz şefkati yüksek olan bireyler, bulundukları ortamda ve insan ilişkilerinde şefkatin getirdiği empati, güven, birbirini anlama, sevgi gibi güçlü değerlerin yaygınlaşmasında etkili bir rol oynamaktadır. Böylece kişi içindeki şefkati, başka bireylere yansıtma konusunda daha yetkin olmaktadır. Kişinin kendisine karşı hoşgörülü olması, yargılayıcı olmaması başkalarına karşı şefkatli davranışı geliştirmektedir. Bu durum, yukarıya doğru bir şefkat döngüsü oluşturur ve iş ortamlarına zarar veren nezaketsizliğe karşı bir panzehir olur. Bu açıdan öz şefkat, sadece bireysel anlamda değil kurumsal yaşamı da etkilemesi yönünden önemlidir.
Öz şefkat, öğrenilen ve geliştirilebilen bir beceridir. İş hayatındaki olumsuz durumlara ve hislere karşı kurtarıcı bir güç olan bu beceriyi geliştirmek giderek daha önemli bir hale gelmektedir. Ayrıca yapılan çalışmalar öz şefkatin mutluluk, yaşam doyumu, performans, iş tatmini, iyi oluşu ve motivasyonu olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Liderler de, öz şefkatli bir anlayış benimsediğinde astların hatalarına karşı daha yapıcı geri bildirimlerde bulunur. Böylece çalışanlar işlerine karşı daha motive olmakta ve örgüte olan bağlılıkları artmaktadır.
Şefkat de sevgi de bulaşıcıdır. Bu gücü beslemek ise kendini kabullenmekten, başkalarına sunulan hassasiyeti kendine de sunmaktan geçmektedir.
Şefkatle kalın…
Şefkat
Şefkatin ne olduğunu bilmeden önce
Bir şeyleri kaybetmelisin,
Sulandırılmış bir çorbadaki tuz gibi
Geleceğin bir anda eriyip gittiğini hissetmelisin.
Ellerinde tuttuğun,
Hesapladığın ve dikkatle koruduğun
Her şey bir anda gitmeli ki sen
Şefkatli yerler arasındaki coğrafyanın
Nasıl da ıssız olabileceğini bilebilesin.
Bu otobüsün hiç durmayacağını düşünerek,
Nasıl da yol alırsın
Tavuk ve mısır yiyen yolcular
Sonsuza kadar camdan dışarı bakacakmış gibi.
Şefkatin narin ağırlığını öğrenmeden önce
Beyaz panço giymiş bir yerlinin
Yolun kıyısında ölmeye yattığı yere yolculuk etmelisin.
Görmelisin onun yerinde senin de olabileceğini,
Onun da bütün gece planlar yaparak seyahat ettiğini
Ve onu hayatta tutan basit nefesi.
İçindeki en derin şey olarak bilmeden şefkati,
Kederin de diğer en derin şey olduğunu bilmelisin.
Kederle uyanmalısın.
Keder konuşmalısın ta ki sesin
Tüm kederlerin ipinin ucunu yakalayana
Ve sen dokumanın boyutunu idrak edene kadar.
İşte o zaman tek anlamlı gelen şefkat olacak,
Ayakkabılarının bağcıklarını yalnız şefkat bağlayacak,
Ve ekmek almaya yollayacak,
Yalnızca şefkat başını kaldırıp
Dünya kalabalığından
“Arayıp durduğun benim”
Diyecek sana
Ve sonra seninle her yere gelecek
Bir gölge ya da bir dost gibi.
Naomi Shihab Nye
Çeviri: Filiz Telek

