Bir İtalyan Kasabasının Sağlıklı Yaşam Sırrı: Roseto Etkisi
Roma’nın 100 mil güneydoğusundaki yerleşim merkezinde bulunan Roseto halkı, yüzyıllarca çevre tepelerdeki mermer ocaklarında çalıştılar ve tarımla uğraştılar. Köy halkı neredeyse hiç okuma yazma bilmiyordu, son derece yoksuldu ve ekonomik anlamda iyileşme umutları pek yoktu. Bu nedenle bir grup Rosetolu, 1882 yılında Amerika’ya gitti ve burada arduvaz ocağında iş buldular. Yıldan yıla göç edenlerin sayısı arttı ve İtalya’da başlangıçta “Yeni İtalya” olarak adlandırdıkları kasabaya yerleştiler. Daha sonra kasabalarına, “Roseto” isminin daha uygun olacağına karar verdiler. Rosetolular evlerinin arka bahçelerine meyve ve sebze ekmeye, hayvan yetiştirmeye başladılar. Okul, kilise, rahibe manastırı, mezarlık, küçük dükkânlar, fırınlar ve restoranlar açtılar. Giyim ticareti için giysi üreten atölyeler kurdular. Güney İtalya’nın kültürünü Doğu Pennsylvania dağlarına nakleden Rosetolular, kendilerine modern dünyadan soyutlanmış ve koruyucu küçük bir dünya inşa etmişlerdi.
Mide ve sindirim alanında uzman hekim olan Stewart Wolf’un, yerel tıp derneğindeki konuşması sonrasında, meslektaşlarından biri “17 yıllık meslek hayatımda bana her yerden hastalar geliyor; ancak Roseto’da 65 yaş altında olup, kalp hastalığına yakalanan biri ile karşılaşmadım” demiştir. Wolf bu duruma çok şaşırır. Çünkü o yıllarda, kolesterol düşürücü ve kalp hastalığını önleyici tedaviler yeterli düzeyde değildi. Kalp hastalığı, ABD’de özellikle 65 yaş altındaki erkeklerde yaygın bir ölüm nedeniydi. Wolf bu durumu araştırmaya karar verdi ve 1961 yılında başladığı araştırmasında ilk olarak kasaba halkının ölüm raporlarını inceledi. Sonrasında tüm kasaba halkının kan örnekleri alınarak, EKG’leri çekildi. Araştırma bulguları şunu göstermişti; Roseto’da 55 yaşın altında kalp krizinden ölen ya da belirtileri olan hemen hemen hiç kimse yoktu. Ayrıca Roseto’da yaşayan 65 yaş üzeri erkeklerin kalp hastalığından ölüm oranı tüm ABD’dekinin yarısı kadardı.
Wolf bunun üzerine, Rosetoluların beslenme alışkanlıklarını incelemeye karar verdi. Sonuç olarak Roseto halkının kalorilerinin %41’inin zarar verici yağlardan oluştuğunu ve bu durumun beslenme alışkanlığı ile ilişkili olmadığını gördü. Daha sonra Wolf, bu durumun genetik faktörler ile ilgili olabileceğine düşündü.
Rosetoluların, ABD’nin diğer bölgelerinde yaşayan akrabalarını araştırdı. Fakat sağlık özelliklerinin, burada yaşayanlarla benzer olmadığı ortaya çıktı. Bunun üzerine Doğu Pennsylvania’da dağ eteklerinde yaşıyor olmanın etkili olabileceğini düşünerek araştırmalarına devam etti. Fakat dağın hemen aşağısında bulunan başka bir kasabada 65 yaş üzeri erkeklerde kalp krizi oranının Rosetoluların üç katı olduğu ortaya çıktı. Diğer bulgular da şaşırtıcıydı; hiç alkol/uyuşturucu bağımlılığı, intihar yoktu ve suç oranı çok azdı.
Wolf, Rosetoluların sağlıklı yaşam sırrının diyet, egzersiz, genler veya yaşadıkları yerle ilgili olmadığını anlamıştı. Rosetoluların günlük yaşamlarını yakından gözlemlediğinde ise; üç kuşağın bir arada yaşadığını, aile yemeklerinin hep beraber yendiğini, sokakta birbirleri ile sohbet ettiklerini ve birbirlerine her konuda yardımcı olduklarını gördü.
Bu insanlar sadece yaşlılıktan ölüyorlardı, o kadar! Yardımlaşma, sosyal ilişkiler, birlik ve beraberlik onların uzun yaşama sırlarıydı… Bu küçük kasabanın yıllar önceki hikayesi, literatüre ‘’Roseto Etkisi’’ olarak geçmiştir. Roseto etkisi, sağlıklı yaşam sırrının sadece yediğimiz içtiğimizden ibaret olmadığını göstermektedir. Bireyin sağlığı üzerinde yaşadığı kültür ve değerleri, aile ve arkadaşlarının kimler olduğu, çevresindeki diğer insanlar ile iletişimi ve bunların sonucunda algıladığı sosyal destek büyük oranda etkili olmaktadır.
Yaşadığımız salgın döneminde her ne kadar yakın ilişkilerden uzak dursak da, arkadaşlarımızla veya komşularımızla dışarıda bir ortamlarda sosyal mesafe kurallarına dikkat ederek bir araya gelmek, ailemizle sohbet saatleri düzenlemek, bizlere hem fiziksel hem de psikolojik anlamda iyi hissettirecektir. Roseto etkisini hayatınızda hep hatırlamanız ve hissetmeniz dileğimle 🙂

