Hallo Berlin!

Bu ayın seyahat ülkesi ve şehri, Resonance 2025 Dünyanın en iyi şehirleri listesinin 9. sırasında yer alan ‘Almanya-Berlin’ oluyor 🙂

İki günlük seyahatimin başından sonuna kadar neler yaptım bakalım. İstanbul Havalimanın’dan 08:45 uçuş saati ile uçarak Berlin Brandenburg Havalimanı’na 09:45 civarı vardım (Almanya ile aramızdaki 2 saat fark nedeni ile). Pasaport kontrolü de sandığım kadar uzun sürmedi. Zaten artık bu konuda baya tecrübe sahibi oldum:) ‘Kaç gün kalacaksın?’, ‘Nerede kalacaksın?’, ‘Dönüş uçak biletiniz?’ gibi klasik sorulara hazırlıklıydım.

   

Havalimanından otelime ulaşım için toplu taşıma bileti alarak yola koyuldum. Şehir içi ulaşımda 24 saat geçerli biletler oldukça kullanışlı oluyor. Biletleri otomatlardan alırken Türkçe dil seçeneği ve kredi kartı ile ödeme imkanı bulunmakta. Ayrıca trene binmeden kırmızı makinelerden onaylatmanız da gerekiyor. Berlin’de toplu taşıma araçlarında bilet kontrolü sıkça yapılıyor. Bu nedenle biletleri yanınızda bulundurmak ve gerektiğinde kontrol görevlisine göstermek önemli. Aksi takdirde yüksek miktarda ceza kesilebiliyor.

“Citymapper” (Havalimanı alt katında R23 nolu -farklı numaralar da gidiyor- tren ile 30 dk sürdü) uygulaması sayesinde otelime kolayca ulaştım. Park Inn by Radisson Berlin Alexanderplatz, hem konumu (İstanbul’un Taksimi diyebiliriz) hem de sunduğu hizmetler (erken check-in imkanı, temizlik ve şehir manzaralı odası) açısından oldukça memnun kaldığım bir otel oldu. Tavsiye ederim.

Şimdi gezip-gördüğüm yerleri anlatmaya sıra ile başlayalım. Birinci gün otelime yürüme mesafesinde olan yerleri gezdim;

Berlin Katedrali (Almanca: Berliner Dom), Berlin’in merkezinde yer alan görkemli bir Protestan kilisesidir. Şehrin simgelerinden biri olan katedral, hem dini bir yapı hem de önemli bir kültürel miras olarak kabul edilir. Tarihi, 17. yüzyıla kadar uzanır. 

Brandenburger Tor, Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla birlikte Brandenburg Kapısı, yeniden birleşen Almanya’nın sembolüdür. 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla birlikte insanlar bu kapıda birleşerek tarihi bir an yaşamışlar. Üzerindeki Quadriga heykeli (dört atlı savaş arabası) barış ve birliği temsil etmektedir.

Berlin Müzeler Adası (Museumsinsel), Spree Nehri üzerindeki küçük bir adada yer alan ve dünyanın en önemli müze komplekslerinden biri olarak kabul edilen bir kültürel merkezdir. 1999 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ada, 5 büyük müzeyi (Pergamon, Neues, Alte Nationalgalerie, Bode, Altes Müzesi) bünyesinde barındırır. 

   

Benim kısıtlı zamanım olduğu için maalesef müzeleri gezmek bir sonraki ziyaretime kaldı.. Bu üç yeri gördükten sonra biraz soluklanmak için Humboldt Üniversitesinde karşısındaki, Wintermarkt am Humboldtforum’a giriş yaptım. Burada bir sıcak kahve içtikten ve atmosferi soluduktan sonra otelime doğru yol aldım, akşam yemeğinden önce biraz dinlenme molası.

Akşam yemeği için otelimden çıkış yaptığım anda Alexanderplatz Christmas market‘in ışıl ışıl manzarası ile karşılaştım. Biraz orada turladıktan sonra bir İtalyan restoranına gittim. Buranın sıcak atmosferine hayran kaldım. İlk gün böylece dolu dolu sonlanmış oldu..

 

İkinci günün sabahına erkenden uyandım. Çünkü aklımdakileri yapmak için sadece 14 saatim vardı. İlk olarak yine Almanya’nın simgesi olan Berlin Duvarı-East Side Gallery’ e doğru yol aldım. Berlin Duvarı’nın en uzun korunmuş parçası olan East Side Gallery, dünyanın en büyük açık hava galerilerinden biri. Duvardaki birbirinden farklı sanat eserleri, özgürlük ve birliği temsil ediyor.

Berlin Duvarı, 20. yüzyılın en önemli siyasi ve sosyal olaylarından biri olan Soğuk Savaş’ın sembolü haline gelmiş bir bariyer. Doğu Almanya tarafından, Batı Almanya’ya kaçışları engellemek amacıyla 13 Ağustos 1961’de inşa edilmiş. 1989 yılında Doğu Almanya’daki siyasi ve ekonomik durum giderek kötüleştiği için Berlin Duvarı yıkılmış. Bu siyasi olay nedeni ile Berlin Duvarı, dünya tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak anılmaya devam etmekte.

Tarihi gezintiden sonra gelelim ikinci durağım daha önce Hollanda da gittiğim Designer Outlet’e doğru yol almaya. Biraz Berlin dışında (İstanbul’un Gebzesi gibi) kalıyor ama toplam 3 toplu taşıma ile gidebiliyorsunuz. Gitmeye değer mi ? Fiyatları görünce bence değer:) Buraya yaklaşık 1,5 saatte vardıktan sonra hızlı bir mağaza turu yapıyorum. İhtiyacım olanları aldıktan sonra otelimin oraya geri dönüyorum. Burada ilk önce akşam yemeği için mola veriyorum 🙂 Bu sefer tercihim bizim Türk’lerin açtığı dönerci oluyor. Gayet lezizdi. 

     

Yemek sonrası, Alexa Avm ve Primark’a uğrayıp alışverişimi tamamlıyorum 🙂 Son olarak aklımda olan ‘Weihnachtsmarkt Rotes Rathaus’ Christmas marketine uğruyorum. Burası da dönme dolabı, atlı karıncası ve uçan Santa’sı ile ihtişamlıydı. Böylece 14 saatin sonuna geliyorum ve Berlin turum sonlanıyor. Benim uçağım ertesi gün sabah 06:00′ da olduğu için geceden havalimanına gelmem gerekiyordu. Geceleri havalimanı ‘Global Blue’ ofisleri kapalı olduğu için -Tax Free- işlemlerinizi onaylatamıyorsunuz. Bunu aklınızda bulundurun derim. 

Berlin’e bir daha gider miyim? Evetttt, daha görmediğim yerlerinin olduğunu düşünüyorum. Gittiğim diğer Almanya şehirlerine göre en büyükleriydi, neticede Başkent. Ayrıca alışveriş için de gelinir. O yüzden tekrar görüşmek üzere Berlinnnn! 🙂