Varlığın İçin Şükran

Hayatımızda şükran duyarak hatırlamadığımız her dakika yeterince incelemediğimiz bir dakikadır. Eğer onu incelemiş olsaydık altında yatan, kimi filozofların “büyük ilahi plan” dedikleri planın muhteşem ve gizli düzenini görebilirdik. Tüm doğanın içinde gizlenmiş bir denge mevcuttur.

Şimdi şu soruyu düşünün: “Sadece 24 saat ömrünüz kaldığını bilseydiniz ne yapardınız?”

Çoğu kişi bu soruyu “hayatıma değer katan insanlara teşekkür eder, onları sevdiğimi söylerdim” şeklinde yanıtlamışlardır.

Diğer bir soru ise: “Ne şekilde sevilmek ve takdir edilmek isterdiniz?”

Bu soruya da verilen cevaplar genellikle “kendileri olarak sevilmek ve takdir görmek oldukları” şeklindedir.

Buradan anlaşılıyor ki insanlığın varoluş özünü “sevgi ve takdir” oluşturuyor. Şükran da kelime anlamı olarak; minnet duyma, takdir ve merhamet gibi anlamlara gelmektedir (TDK). Şükran duygusu; arzu, istek veya niyetlerimiz gerçekleşince ortaya çıkıyor. Tam tersi eğer algılarımız ve duygularımız denge içerisinde olmadığında ve ilahi düzen hissedilmediğinde niyetler, ilahi düzen ile çatışmaya başlar. Bu durum şükran duygusunu kaybetmeye neden olur.

Şükür etkisi, dertlerimizin ve endişelerimizin birer yanılsama olduğunu bize gösterir. Onlar daha fazla zevk yerine daha fazla acı, daha fazla olumluluk yerine daha fazla olumsuzluk ve huzur yerine huzursuzluk ile karşılaşacağımız varsayımına dayanır.

Gerçekte ise hayat bir denge üzerine kuruludur. Eğer üzüntü olmasaydı, mutluluk bir anlam ifade etmezdi; bizi eleştiren birisi olmadan bizi övmeyen birisi olmazdı; zorluk yaşatan, sıkıntı veren insanlar olmasaydı bize değer veren, takdir edenleri göremezdik. Çünkü örneğin tek başına sadece övgü alsaydık egomuz şişer ve kendimizi olduğumuzdan büyük görmeye başlarız. Sadece eleştiri alırsak da kendimizi küçük görmeye başlarız.

Hayatın tek bir yüzü yok ve zıtlıklar ile bir denge halinde olduğu için dünyanın yarısı beni sevmezken diğer bir yarısı çok sever. İşte şükranla dolu bir kişi her ikisinin de gerekli olduğunu kavrayan kişidir.

“Eğer bir sorununuz olmadan uyandıysanız hemen yere çöküp dua edin çünkü ölmüşsünüzdür.”

-Norman Vincent Peale-

Bu yüzden büyük resmi görerek hayatımızda olan her şeye şükür duymak, kendini bilen ve güçlü birine dönüşmemize sağlar. Hayatınıza dönüp bir süre önce yaşadığınız zorluklara baktığınızda içinde olumlu yönlerinin olduğunu ve bize kattığı dönüştürücü etkileri görmek mümkündür. Bir yandan yıkım, depresyon vs. varken bir yandan kendini bilme, sevmeyi öğrenme vardır mesela. Ya da hayatınızda olan bazı insanlar ile ayrılık yaşamışken, başka bazıları hayatınıza girer. Her büyük zorluktan büyük fırsatlar doğar. Burada şu cümleyi hatırlarım: “Her şer gördüğünde hayır, her hayır gördüğünde şer ara”. Kalplerimizi ve gözlerimizi önümüzde uzanan dengeye çevirdiğimizde her şeyin hayatımız akışında var olmasının nedenlerini görebilir ve bunlara şükran duyabiliriz.

Mutlu olamama ve şükran duygusu önündeki engellerden biri yukarıda bahsedilen hayatı tek taraflı olarak düşünmekten kaynaklı illüzyon ve bağımlılıktır. Hayal dünyamız hayatımızın ve çevremizdeki insanların nasıl olması gerektiği ile ilgili düşünceler ile kaplıdır. Bu da yaşadıklarımıza şükran duymayı zorlaştırır. Örneğin; ailemizin, iş arkadaşlarımız, yöneticilerimiz, partnerimizin hep iyi olmalarını, hep nazik, işbirlikçi, anlayışlı vs. olmalarını bekleriz. Fakat insanlardan tek taraflı olmalarını beklemek, tek kutuplu bir mıknatıs aramaya benzer. Böyle bir şey mümkün değildir yani.

Bir diğer illüzyon ise, insanların kendi değerlerinin olduğunu unutmak ve bizim değerlerimize göre hareket etmelerini istemek. Eğer onların bizim değerlerimize göre hareket etmesini beklersek hayal kırıklığı, stres, öfke, suçlama, depresyon vs. gibi etkiler ortaya çıkar. Bunu yaparak sadece kendimize zarar veririz. Çünkü insanlara olmadıkları biri gibi davranmalarını istemek evrensel yasalara aykırıdır. Bu durum bizim için de geçerlidir. Nasıl sadece hep destek bulup hiç zorlanmama; hep nazik olup hiç sinirli olmama, hep mutlu olup hiç mutsuz olamamazın mümkün olmadığı gibi. Bunu başkalarından beklemek de o nedenle sadece bir illüzyon olur.

Algılarımızla ilgili düzgün bir bakış (illüzyondan çıktığımızda) açısına sahip olduğumuzda, hayatımızdaki her şeyin düzeldiğini göreceksiniz. Algılarımızı şükranla dengelediğimiz zaman bu durum bedenimize de yansır. Bir şeyin yoksunluğunu hissettiğinizdeki sırt ağrıları, omuz tutulmaları vs. geçmeye başlayacaktır. Şükran halindeyken bedenlerimiz tam kapasite ile çalışır. Şükran duygusu ile doluyken kalbimizi açarız. Sevgi kalbimizdedir. Kalbin sevgisi ortaya çıkınca zihin ilhamla, beden hevesle dolar.

Emmons’ın yaptığı araştırmada (Emmons, 1999), katılımcılar üç gruba ayrılmış ve 10 hafta boyunca sadece bir gruba yaşamlarında şükran duydukları şeyleri yazmaları söylenmiş, diğer gruplar deneyimledikleri büyük olayları ve küçük can sıkıcı olayları yazmaları istenmiştir. Araştırma sonucuna göre, yaşamlarında minnet duydukları şeylere odaklanan katılımcıların yaşamlarından daha mutlu oldukları, gelecek hafta için daha umutlu oldukları tespit edilmiştir.

Yine bu grubun daha az fiziksel şikâyeti olduğu ve egzersize daha çok zaman ayırdıkları tespit edilmiştir. Bu sonuçlara göre, minnet duygusunun, psikolojik ve zihinsel iyi oluşa pozitif etkisinin, fiziksel olarak daha canlı hissetmeyle ilgili olduğu belirtilmiştir. Yine bu grubun diğer gruplara kıyasla hedeflerine doğru daha fazla yol katettikleri tespit edilmiştir. Katılımcıların o gün şükrettikleri şeyleri sıraladıkları nimetleri sayma çalışmasına göre, günlük stresin olumsuz etkilerinin azaldığı ve günlük şükran duygularının iyilik hali ile pozitif ilişkili olduğu bulunmuştur (Krejtz vd., 2016).

Bir şey için şükran duymaya başladığımızda, özgür kalırız. Şükran duygusu bizi hem destekleyen hem de zorlayan şeyleri eşit derecede kabul ettiğimiz zaman oluşur. Kendimize dengeleyici sorular sorarak şükran duygusunu uyandırmak mümkün.

Örneğin, “Bu (kişi, olay vs.) bana nasıl hizmet ediyor, amacıma ulaşmama nasıl yardımcı oluyor?” diye sorabilirsiniz.

Nasıl ki dengesiz duygular, hayali algılar bizi hasta edebilirse, sevgi ve şükran da tekrar iyileştirebilir. Eğer hayatımızda yaşadığımız her güne onun gerçek sebebini anlayan bakışlar ile bakabilirsek, bugünümüzü yarına taşımaz ve anda olanları “an içerisinde” deneyimleyebiliriz.

Zorlukların, acının getireceği olasılıklara açık olmak, kalbini açmak, hayata güvenmek ve hatta minnettar olmak mümkün mü? (Öneri: https://youtu.be/ZI8o2RAnxsM )

Şükran hayatın bütünlüğünün anahtarıdır. Sahip olduklarımızın bize yetip de artmasını sağlar. İnkârı kabule, kaosu düzene, karışıklığı netliğe dönüştürür. Sorunları hediyeye, başarısızlıkları başarıya, beklenmeyeni tam zamanına ve hataları önemli olaylara çevirir. Şükran sayesinde geçmişimizin anlamını çözer, bugüne huzur katar ve yarın için bir vizyon oluştururuz.

-Melodie Beattie-

*Kaynakça: JOHN DEMARTINI (İÇİMİZDEN DOĞAN GÜÇ: ŞÜKÜR ETKİSİ kitabından alıntılarına yer verilmiştir). 

*Emmons, R. A. (1999). An experimental study of gratitude and its effects on psychological and physical well-being. Unpublished manuscript

*Krejtz, I., Nezlek, J. B., Michnicka, A., Holas, P., & Rusanowska, M. (2016). Counting one’s blessings can reduce the impact of daily stress. Journal of Happiness Studies, 17(1), 25-39.