Kahve Fincanına Kalbini Akıtan Adam Howard Schultz ve Starbucks Hikayesi

Howard Schultz, pazarlamacı olarak çalışırken istifa edip her köşe başına kahve dükkanı açma hayalinin peşine düşmüş, tutmaz denilen fikre sıkı sıkıya bağlanmış, engeller onu yıldırmamış ve sonunda dünyada kahve zinciri denilince ilk akla gelen markayı, Starbuks’ı ortaya çıkarmış.

“Başarımızın anahtarı işimizi kalbimizle yapmakta yatıyor. Ben ve iş ortaklarım her bir kahve fincanına kalbimizi akıtıyoruz…” Howard Schultz

star

İşte Starbucks’un kurucusu Howard Schultz’un başarı hikayesi:

Schultz ve Starbucks’ın yollarını kesiştiren olay, Seattle’dan küçük bir firmanın yüksek miktarda ve aynı tür filtre kahve gereçleri siparişi veriyor olması Schultz’un dikkatini çekiyor. New York’tan Seattle’a giderek, siparişi veren o küçük firma ile tanışmak istiyor. Starbucks adını ilk olarak o zaman duyuyor. O zamanki Starbucks aslında günümüzdekinden çok farklı. Sadece iyi kavrulmuş kahve tohumları satıyorlar. Müşteri ilişkilerine ve müşterilerin kahve ile ilgili yeni deneyimler yaşamasına büyük önem veriyorlar.

Daha sonra Howard Schultz prestijli kariyerini, yıllık 75.000 dolarlık gelirini, şirket arabasını, yaşadığı şehri kısaca neredeyse her şeyi feda edip, üstüne Starbucks ekibinin bir parçası olmak için bir yıldan fazla süre ile ortakları ikna etmeye uğraşıyor. Hatta ortakların Schultz’a ilk cevabı “Hayır” oluyor. Red cevabına rağmen ısrarını sürdüren Schultz sonunda onları ikna ederek şirkette pazarlama yöneticisi olarak çalışmaya başlıyor.

Howard Schultz, Starbucks’la ilk tanıştığı günden beri kahvenin, tüm Amerika tarafından bilinmesi gerektiğine inanıyor ve bunun planlarını yapıyor. İtalya’ya yaptığı iş ziyareti bu planlarını bir üst boyuta taşımasına, bugünkü Starbucks’ın temelini oluşturan fikirlerin ilk kıvılcımlarının çakmasına neden oluyor. Schultz İtalya’da gördüğü ve deneyimlediği kahve kültüründen çok etkileniyor. Onlarca küçük dükkâna girerek, hem espressoyu tadıyor hem de mekânların kahve ile sarmalanmış büyüsünü inceliyor. Bunun üzerine espresso ve çeşitlerini Starbucks’larda hazırlayıp, insanlara sunma düşüncesi ile Seattle’a dönüyor.

Ortakları ile yaptığı görüşmede şu cevabı alıyor: “Biz restoran işletmiyoruz, kahve tohumu satıyoruz.” diyerek karşı çıkıyorlar. Bu şekilde büyüme ve çeşitlenmeyi gereksiz bir risk olarak görüyorlar. Schultz bunun üzerine, ortaklardan alamadığı destek sonrası kendi şirketini kurma kararı alıyor. ll Giornale isimli kahve dükkânını, 1986’da açılıyor.

1987 yılında ise, Starbucks’ın ortakları, şirketi satmaya karar veriyor. Bunun üzerine Howard Schultz, Starbucks’ı almak için Il Giornale hissedarlarından destek alıp, Il Giornale markasını bırakarak, hayalini kurduğu Starbucks markasıyla yoluna devam ediyor. Starbucks’ın uluslararası dev bir perakende zinciri haline dönüşmesi yönetimi Howard Schultz’un devralmasından sonra gerçekleşiyor. Starbucks bu tarihten sonra, hızla büyümüştür.

Biz bir marka yaratmak için çaba harcamadık. Amacımız kaliteli ürünleri ve tutkulu çalışanlarıyla bir amaç için ayakta duran iyi bir şirket yaratmaktı.

Howard Schultz

Starbucks hikâyesinde pazarlama adına çarpıcı noktalar görmek mümkündür:

Starbucks, geleneksel pazarlama odaklı şirketlerden ayıran kısım, kurulduğu günden bu yana reklamla çok ilgilenmiyor olmasıdır. Bu konuda Starbucks, “reklamsız” oluşturulmuş güçlü marka olma keyfini ve başarısını yaşamaktadır. Bu başarısında şirket değerleri, kalite politikası ve insan kaynakları uygulamaları üzerine odaklanması etkili olmuştur. Ayrıca ilk olarak tüketicilere değil, çalışanlara önem vermektedir.

Çalışanlara verilen değer, pazarlama taktiği (reklamsız bir oluşum olması), müşterileri kurduğu iletişim ve bağlılık (kahve satın alırken isim sormaları) ve sadece “ iyi kahve” sloganıyla yoluna devam eden Starbucks’ı, bu kuruluş hikâyesi ile daha net anlayabiliriz. Hiçbir başarının tesadüf olmadığı gibi Schultz ve Starbucks’ın başarısı da tesadüf eseri olmamıştır…

Bizim başarımız ağırlıklı olarak işe aldığımız, bizimle kalmasını sağladığımız ve terfi ettirdiğimiz insanlara dayanıyor.

Howard Schultz

Ayrıca markaların logolarının genellikle bir hikayeleri olur ve bu kurum kültürünün de bir parçası olmaktadır. Ben de bu yüzden işletmelerin logolarının ne anlama geldiğini merak ederim.

Starbucks logosunun nasıl ortaya çıktığını ise Starbucks Kreatif Direktörü Steve Murray şöyle açıklamaktadır:

starlogo

‘’Siren adı verilen yeşil bayan simgesi Starbucks’ın logosudur. Siren teknik olarak iki kuyruklu bir denizkızıdır. Tek kuyruklu bir denizkızı sadece bir denizkızıdır. İki kuyruklu olan deniz kızı ise Siren’dir. 1971 yılında Starbucks ismi konduktan sonra şirketin bir ikon ya da logoya ihtiyacı vardı. Şirketin ortakları denizcilik üzerine bazı metinlere göz atarken Siren gravürünü gördüler. Bu denizi anlatan bir resimdi. Kahve okyanusları aşarak gelmişti ve Seattle bir denizcilik kasabasıydı. Tüm bunlar birbirini mükemmel bir şekilde tamamlıyordu. Hatta biraz efsanevi bir yanı bile vardı. Tüm bunlardan ilham alarak Starbucks logosu yaratıldı ve Siren ortaya çıktı.’’

kitap